Hayata yeniden başlasaydım , saniyelerin nabzını tutardım....Dostoyevski

Hakkımda

yaşama dair herşey....


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv

Kategoriler


Arkadaşlarım


benimkuzum
minimutfak
kadinlarbircicektir

Kıssadan hisse...

ANNE
Evin telefonu sabaha karşı üç buçukta çaldı.. Uyku sersemi adam telefonu açtı.
Telefondaki ses annesine aitti.
Telaşlandı, korktu başlarına bir şey mi gelmişti?
Annesi 'nasılsın oğlum iyi misin?' diye sordu.
Oğlu şaşkın bir ifadeyle 'iyiyim anne hayırdır bir şey mi oldu siz iyi
misiniz?' dedi.
Annesi 'biz iyiyiz bir şeyimiz yok sadece sesini duymak istedim' dedi.
Oğlu da 'anne bunun için mi aradın saat sabahın üçbuçuğu yarında
konuşabilirdik' diyince annesi de 'rahatsız mı ettim oğlum?' dedi.
 
 
Oğlu 'evet anne rahatsız ettin' diyince annesi
 
'30 sene önce sen de beni bu
saate rahatsız etmiştin, doğum günün kutlu olsun'
EĞER HALA SİZİNLEYSE, ŞİMDİ ONU HER ZAMANKİNDEN DAHA COK SEVİN


Tarih: 15:32, 1/12/2008
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Ata'nın CAN DÜNDAR'A MEKTUBU

UTANDIM ÇOCUK !..

Beni anlatan bir film yapmışsın .

Kızgınım, utanç içindeyim.

Sana değildir kızgınlığım. Filmdeki Mustafa'dan da utanmış değilim.

Başaramamışım, bundandır utancım.

Komutam altında, bu vatan için kanını akıtan Türk askerlerinden utandım.  

"Özgürlük" demiştim, benim karakterimdir..  

"Bilim"  demiştim, tek yol göstericidir.

Sen, "Karanlıktan korkardı"  demişsin benim için.

Korkardım evet. Bu ulusu boğmak isteyen karanlıklardan çok korktum.

Ama insaf be çocuk, korkup da kaçmadım ya.

Söküp atmadım mı o karanlığı bu ülkenin üzerinden?

Diktatör demişsin bir de. Hiç okumadın mı çocuk?

Nerde benim nesilleri emanet ettiğim öğretmenler?

Anlatmadılar mı sana?

Başkomutan olarak cepheden cepheye koşarken,  ve bütün kararları tek başıma alabilecekken neden bir meclis kurdum ben çocuk? Böyle diktatör olur mu?

Ah be çocuğum.

Neden, nasıl düşman ettiler seni bana?

Baktım aşktan, sevgiden, aileden bahseden güzel şeyler yazmışsın bugüne kadar. Belli ki,  Çalışkansın, zekisin. Kara cüppeleri ile  milletin ümüğüne çökmüş olan yobazları çok iyi anlarım da çocuk, seni anlayamıyorum. Onlar zaten hiç sevmedi beni. Yüzyıllardır süren iktidarlarını çekip almıştım ellerinden. Sevmeyecekler beni elbette.. 

Peki sen çocuk, sen neden kol kola girdin bu kara kalplilerle?

Dedim ya, sana değil kızgınlığım.

Başaramamışım. Anlatamamışım demek ki özgürlüğün kıymetini, bağımsız bir ulusun, onurlu özgür bireyi olmanın ne büyük bir nimet olduğunu.

Yazık olmuş, onca vatan evladının kanına, onca ananın göz yaşına. Veremem ki şimdi hesabı, ne o gencecik bedenlere, ne de gözü yaşlı analara.

"Bu muydu uğruna bizi ölüme gönderdiğin vatan?" derlerse,

"bu nesiller miydi,  ölen evlatlarımızın kanıyla kurduğun ülkeyi emanet ettiğin?" diye sorarlarsa

ne derim ben onlara be çocuk?

Olmadı be çocuk... olmadı. 


Tarih: 15:29, 1/12/2008
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<_script />ARKAN SAĞLAM MI?

"Denizli'de araştırma yapmak için kamp kuran bir grup üniversite
öğrencisi, kamp yakınına tüneyen bir Denizli horozunun sabahın erken
saatlerinde yüksek sesle ötmesinden çok rahatsız olmuşlar...
Sabahın köründe ortaya çıkan horoz, önce dikleniyor, sonra dakikalarca
ötüyormuş...
Tabii ekipte ne uyku ne de huzur bırakmıyormuş...
Sonunda sabırlar tükenmiş...
Susturmak için başlamışlar horozu kovalamaya... Horoz önde.. Gençler peşinde...
Mahalle arasına dalmışlar... Kovalamacayı gören, fakat bir anlam
veremeyen yaşlı dede, seslenmiş:
- Hey, evlatlar!.. Bu zavallı horozu niye ürkütüyorsunuz?..
- Dede, sabahın köründe ötmeye başlıyor, kampı ayağa kaldırıyor. O
yüzden başını keseceğiz!..
- Yazıktır evladım yapmayın!.. demiş ihtiyar, bırakın, ben onun sesini
keserim, bir daha da rahatsız etmez sizi...
Gençler bunun üzerine kovalamayı bırakmışlar.
Ertesi sabah, hafif "gak - guk" sesleri dışında horozdan kayda değer
hiçbir ses çıkmadığını görünce de şaşırıp dedeye koşmuşlar:
- Yahu dede, ne yaptın da bu horozun sesini kestin?..
İhtiyar gülmüş:
- Kıçına zeytinyağı sürdüm. Horoz kabararak ötmeye yeltendiğinde,
gerisi tutmuyor ki kuvvet alsın... Ancak "gak - guk" edebiliyor...
Kıssadan hisse:
Arkan sağlamsa, istediğin kadar kabarır, diklenir, sözünü dinletirsin.
Arkan bir gevşemeye görsün, ancak "gak-guk" edersin...
<_script />


Tarih: 09:25, 9/8/2008 Kategori: eglence
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

EDİRNE


Meriç nehri. 


Tarih: 21:58, 6/8/2008 Kategori: resim
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

CAN YÜCEL

<****** type="text/**********">
Can Yücel Efsaneleri
Can Baba hakkında anlatılan o kadar çok hikaye var ki.. O artık bir
efsane olduğundan mıdır, ettiği küfürlerin kendine haslığından mı
bilinmez; duyulduğunda 'bunu söylese söylese Can Baba söylemiştir'
fikri uyandıran hikayelerdir bunlar...

Bunlardan Seçmeler
Üstad bir gün devlet büyüklerine bir şiirinde isim vermeden 'Hepiniz
götsünüz' dediği için mahkemeye çıkarılır..

Hakimin karşısına palas pandıras her
zamanki haliyle gelir ve elindeki kalın TDK sözlüğünü açar..
- Hakim bey 'P' harfine bakalım, Türkçe'de 'popo' diye bir kelime var
mı? Yok.. Peki 'K'ye bakalım, 'kıç' var mı? O da yok.. Bir de 'G'ye
bakalım, 'göt' var mı? Evet göt kelimesi TDK sözlüğünde var.. Demek ki
sayın hakim, bu memlekette göte göt deniyor!!! der ve beraat eder...

xxxxx

Can baba boğaziçi üniversitesinde konferans vermektedir.
Öğrencilerden biri el kaldırıp sorar ,
-Can baba neden bütün büyük aşk şairleri erkek.. kadınlardan aşk şairi
çıkmaz mı ??
Can baba kendi üslubu ile yanıtlar :
- Ne bileyim ulan, biz s.kimizlemi yazıyoruz şiiri??

xxxxx

Türkiye İşçi Partisinin Komünist zamanlarında bir tüzük toplantısında
herkesin komünizmi anlatmaya çalıştığı şöyle olsun , böyle olsun dediği bir toplantıda Can Baba ayağa kalkar ve bir efsaneyi daha patlatır.
'BEYLER BEYLER, Türkiyede komünist olmak tüzük değil BÜZÜK ister...

xxxxx

Muhabir : Peki kadınlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Can Baba : düşünmüyorum , S....yorum!!

xxxxx

Bir sergide ortada dolanırken, alımlı bir kadın heyecanla yanına gelir:
- Can bey, tanıştığımıza ne kadar memnun oldum anlatamam. sizin en
büyük hayranınızım.
Can Baba sırıtır: - demek öyle, yatalım o halde?
kadın küskün bir ifadeyle bozuk atar: - aşk olsun can bey!!
Can Baba cevaplar: - aşk da olacak elbet..

xxxxx

Can Babaya bir mahkeme çıkışında soru soran gazeteci şu dörtlüğü cevap
olarak alır:
Ne yorum ne forum
Belki yarın konuşurum
öyle gitti ki durum
soru sorana korum
Bu da tam Can Babalık bir cevap sanırım.

xxxxx

Bir televizyon programın da genç bir öğrenci soraracak soru bulamadığından herhalde şunu sorar -hangi takımı tutuyosunuz, der
can baba cevap verir,
-eşim ve ben genellikle benim takımlarımı tutuyoruz...

xxxxx

Can Yücel bir etkinlikte kürsüye çıkıp şiir okumaya koyulmuş öksürmeye başlamış ve sonra 'öksürükler şiire dahil değildir'diye uyarmış, şiirlerini okumayı bitirmiş tam sahneden inmeye başlamış. Herkes şaşırmış hayret küfür etmedi bu sefer diye. Sonra geri dönmüş almış mikrofonu eline
'akşam akşam kafanızı S..kdim kusura bakmayın' demiş.

xxxxx

can yücele sorarlar:
-efendim nedir bizim memleketteki bu sağcılık solculuk davaları?
can baba:
-bu ülkede sabah kalktığında malafat eğer sağ tarafa kaymışsa
sağcısındır, yok eğer sol taraftaysa solcu..
-peki sizinki ne tarafta ?
- ileride daima ileride

xxxxx

Leman dergisinde ilk yazdığı gün metin üstündağ kendisini derginin son
sayfasına koyunca metini aramış ve 'beni derginin kıçına koyanın gelir
kıçına koyarım' diye duygularını en güzel şekliyle belirtebilmiş bir adamdır.

xxxxx

seke seke geldik.. s..ke s..ke gidiyoruz...sözlerinin sahibi büyük şair Can baba,
bir takım hayranları ve arkadaşlarıyla bir yerlerde içer, sohbet eder.
aynı grup, sabahın 5'i 6'sı gibi pek de kimsenin bulunmadığı kıbrıs şehitleri caddesinde yürürken, şair birden durur ve yere yatar. yanındakiler de aynı şeyi yaparlar. şair, gözlerini kırpmadan gökyüzüne bakmaktadır. hayranlardan birisi dayanamayıp sorar: - baba, ne görüyorsun, bize de söyle...
üstad, gözlerini gökyüzünden hiç ayırmadan, ondan ulvi ya da şairane
bir cevap bekleyen vatandaşa şöyle cevap verir: - çok sarhoşum, ..mına koyim.

xxxxx

Bir gün tv kanallarıdan birinde canlı yayında konuk Duygu Asena şair
Nazım Hikmet için 'o kartpostal şairidir' demiş. Can baba telefonla
programa bağlanmış selam bile vermeden

'Duygu hanım kart sizsiniz postalda size girsin'
demiş ve telefonu kapatmış...

Ve Son Olarak;

Yaşadıklarını kar sanma yanına...
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna
Ne kadar yaşarsan yaşa
Sevdiğin kadardır ömrün...

Can Yücel

Tarih: 13:31, 11/7/2008 Kategori: eglence
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->